6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Ödül Töreni

Dünya Türkçe konuşuyor
6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, dün İstanbul’da düzenlenen muhteşem bir ödül töreniyle sona erdi. 110 ülkeden, her renk ve kültürden 550 öğrencinin ortak bir dilde buluştuğu olimpiyatlar, Türkiye’nin gurur tablosunu oluşturdu.  Şampiyonlara ödüllerini Meclis Başkanı Köksal Toptan, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşek’in de aralarında bulunduğu seçkin davetli topluluğu verdi. Okumaya devam et 6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Ödül Töreni

6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları

Türk Telekom’un ana sponsorluğunda Bu yıl altıncısı gerçeleştirilecek olan geleneksel Uluslararası Türkçe Olimpiyatları 22 Mayıs’ta başlıyor. 110 farklı ülkeden yarışmacıların katılacağı Olimpiyat, 2 Haziran 2008 tarihinde sona erecek.

Haritada yerini bile bulamayacağım ülkelerden katılım var. Hoş benim coğrafyamda zayıftır. Her yıl daha çok ülkenin katılımı bizim itina ile katlettiğimiz dili daha değerli hale getiriyor.

6. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na katılmak için başvuran ülkeler aşağıdaki gibi.

1. ABD  59. Kuzey İrlanda
2. Afganistan 60. Laos
3. Almanya 61. Letonya
4. Angola 62. Liberya
5. Arjantin 63. Litvanya
6. Arnavutluk  64. Macaristan
7. Avustralya 65. Madagaskar
8. Avusturya 66. Makedonya
9. Azerbaycan 67. Malavi
10. Azerbaycan Nahçıvan Ö.C. 68. Maldiv Adaları
11. Bangladeş 69. Malezya
12. Belarus 70. Mali
13. Belçika 71. Meksika
14. Benin 72. Mısır
15. Birleşik Arap Emirlikleri 73. Moğolistan
16. Bosna-Hersek 74. Moldova
17. Brezilya 75. Moritanya
18. Bulgaristan 76. Mozambik
19. Burkina Faso 77. Myanmar (Burma)
20. Cezayir 78. Nepal
21. Çad 79. Nijer
22. Çek Cumhuriyeti 80. Nijerya
23. Danimarka 81. Norveç
24. Endonezya 82. Orta Afrika Cumhuriyeti
25. Estonya 83. Özbekistan
26. Etiyopya 84. Pakistan
27. Fas 85. Papua Yeni Gine
28. Fildişi Sahili 86. Polonya
29. Filipinler 87. Portekiz
30. Finlandiya 88. R. F. Tataristan .C.
31. Fransa 89. Romanya
32. G. Kore 90. Rusya Federasyonu
33. Gana 91. Senegal
34. Gine 92. Sırbistan
35. Güney Afrika 93. Singapur
36. Gürcistan 94. Slovenya
37. Hindistan 95. Srilanka
38. Hollanda 96. Sudan
39. Irak 97. Suriye
40. İngiltere 98. Suudi Arabistan
41. İran 99. Şili
42. İskoçya  100. Tacikistan
43. İspanya 101. Tanzanya
44. İsveç 102. Tayland
45. İsviçre 103. Tayvan
46. İtalya 104. Togo
47. Japonya 105. Türkmenistan
48. Kamboçya 106. Uganda
49. Kamerun 107. Ukrayna
50. Kanada  108. Ürdün
51. Karadağ 109. Venezuella
52. Kazakistan  110. Vietnam
53. Kenya 111. Yemen
54. Kırgızistan 112. Yunanistan
55. Kolombiya 113. Zambiya
56. Kongo    
57. Kosova    
58. Kuveyt     

Cezayir`de sokak adları hala Türkçe

Osmanlı `nın tam 3 asır kaldığı toprakların kuzeyi , Akdeniz `in mavisi ile süslü iken güneyinde çöl iklimi hakim. Cezayir `de, sokak isimlerinde ve soyadlarında hala Türkçe kullanılıyor. Osmanlı `yı ve Türkleri çok seven Cezayir halkı, bugün bile Türk insanını, `insanların en hayırlıları` olarak adlandırıyor. Ne yazık ki Osmanlı `nın bıraktığı eserlerin çoğu sömürge döneminde yıkılmış. Uzun müddet bölgeye hakim olan Fransızların etkileri hala sürüyor. Ülkenin resmi dili Arapça olmasına rağmen hemen herkes Fransızca konuşuyor. Binalarda, araçlarda, gazetelerde, radyo ve TV `lerde, kısacası her yerde Fransız etkisi var. Cezayir `in en çok mal aldığı ülkelerin başında da Fransa geliyor. Çanak antenler Avrupa TV `lerine, özellikle de Fransız televizyonlarına yönlendirilmiş durumda. Cezayir `in başkenti, ülke ile aynı adı taşıyor.

TBD, Türkçe karakterlere sahip çıkanları ödüllendirdi

Türkiye Bilişim Derneği (TBD) tarafından bu yıl 15`incisi İzmir Çeşme`de düzenlenen BİMY`de bilişim sektörünün yöneticileri üç gün boyunca yapılan oturumlarda güncel konuları ele aldı. TBD, Türkçe karakterlere sahip çıkanları ödüllendirdi.

İzmir Çeşme `de yapılan BİMY 15`e 600`denfazla kişi katıldı. Kamu ve özel sektör bilgi işlem merkezi yöneticilerinden akademisyenlere, üniversite öğrencilerinden sektörün belli başlı şirketlerinin yöneticilerine değin bilişim sektörüne yön veren tüm kesimleri bir araya getiren BİMY toplantılarının 15`incisinde Türkiye Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç . Dr. Turhan Menteş , TBD `nin akademisyenlerden profesyonellere, öğrencilerden bürokratlara tüm bilişim sektörünü kucaklayan bir `çatı örgüt` olduğunu vurguladı. Derneğin bu konumunun güçlenerek devam edeceğini belirten Menteş , “Bu yıl BİMY kapsamında üniversitelerin bilgisayar mühendisliği bölüm başkanlarını bir araya getiren Akademia toplantılarına da ev sahipliği yaptık. Bundan böyle Akademia toplantıları TBD `nin tüm etkinlikleri içinde yer alacak.” dedi.

Açılışı Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından yapılan BİMY 15`te çağrılı konuşmacılardan şirket seminerlerine, panellerden Akademia toplantısına değin toplam 25 oturum gerçekleştirildi. BİMY 15`te ele alınan bazı konu başlıkları şöyle: Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin İnovasyon ve Verimlilik Artışı Üzerindeki Etkileri, Bankacılıkta Bilişim, Bilişim Sektöründe Standartlaşma / Sertifikasyon ve Katma Değerin Artırılması, İnternet Yönetişimi , Kimlik Yönetimi .

Öte yandan Türkiye Bilişim Derneği , BİMY 15`in açılışında kısa mesajlarda Türkçe karakterlerin kullanımının kabulünde emeği geçenleri birer plaketle ödüllendirdi. Plaket verilen kişi ve kurumlar şunlar: Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım , Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer , GSMA adına Muzaffer Akpınar , Telekomünikasyon Kurumu `ndan Ejder Oruç, Arzu Cihan , Erdoğan Olcay , Avea , Turkcell , Vodafone , Mobisad , Teder ve Tüted .

75. Dil Bayramı’nda Türkçe

Uluslaşma ile birlikte aydınlanma sürecinde Türkçe en önemli araçlardan biri olarak ele alındı. Bir yandan Harf Devrimi, öte yandan Dil Devrimi ile özleşmeye verilen ivme, yalnızca ortak dil ve öğretim dili işleviyle Türkçenin gelişmesini sağlamakla kalmadı; dışlandığı bilim alanlarında evrilmesinin de önünü açtı. Ancak 1950 yılından başlayarak bu coşku türlü yollarla BOP’landı (1).

İlk önce insan eğitiminin en güçlü örgütü olan, ama sonradan CHP ile özdeşleştirilen 478 Halkevi (2), ardından kırsal kesimde eğitimle üretimi birleştirecek olan 21 Köy Enstitüsü kapatıldı. Kitaplıklardaki sol sayılan yayınlar ayıklandı, 350 kadar halkevi kitaplığındaki kitaplar ise ya yakıldı ya da yeniden kâğıda dönüştürüldü. Milli Eğitim Bakanlığı içine yuvalanan yabancılar ilk ve ortaöğretimi altüst etti. Her yıl gereksiz yere program değiştirerek öğretmenleri şaşkına çevirdi. İleride yönetime gelebilecek yetenekli gençlerden er ayanlar, geç erenler birbirine düşürüldü.

1952 yılında maarif kolejleri, 1955 yılında da ODTÜ açılarak yabancı dille öğretim başlatıldı. Orta gelirli aile çocukları beyin göçü için İngilizce öğretime koşuldular. Türkçenin bilim dili olarak gelişmesi de böylece suya düştü. Yetenekli alt kesim çocukları ise, imam hatip eğitimine bağlandı; BOP’çu, YOP’çu yöneticilerine bugünkü ortamı hazırlamak için. Devlet okullarındaki başarılı öğretmen ve öğretim üyeleri ise, 1980’den sonra sayıları arttırılan özel okullar ile dershanelere çekilerek orta ve yükseköğretim çökertildi. Kurtuluş Savaşı, İngiliz İmparatorluğu ile Fransa’ya karşı yapıldığı halde, tarih derslerinde yalnızca cepheye sürülen Yunanlılar anlatıldı. Bunun en önemli getirisi ne oldu? İngilizceye karşı oluşacak tepkiyi silerek bu dilin kafalara ve okullara, üstelik öğretim dili olarak girişini kolaylaştırdı.

Prof. Dr. Erol Manisalı ‘ya göre sivil ve askerlerin ortaklaşa düzenlediği 12 Eylül 1980 darbesi dış-denetime ve yolsuzluklara önlenemez bir hız verdi. Dış güçler, darbeci paşalara Atatürk ‘ün vasiyetini değiştirterek 1982 Anayasası’yla Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’nu kapattırdılar. 1983 yılında Başbakanlık’a bağlı olarak açılan mirasyedi AKDTYK-TDK dairesini ekinsiz bilimsiz profesörler mi yönetiyor?

Bu BOP’çu, bu YOP’çu dairenin yaptıklarına bakıp öyle karar verin:

1. Yazım kurallarını bozdular, hâlâ düzelmiyor.

2. Yeni türetilmiş Türkçe sözcüklerin kullanımını yasakladılar.

3. Türkçe karşılığı olan İngilizce sözcükleri sözlüğe doldurdular, sözlükte yapılan yanlışları düzeltmediler.

4. Türkçe öğretimi üzerine hiçbir yol geliştiremediler.

5. Şimdi de kadını kötüleyen atasözleri ve deyimleri sözlükten atacaklarmış (Cumhuriyet 15/16/20 Tem. 2006). O deyişler sanki AKDTYK-TDK dairesi sözlüğünden mi öğreniliyor? Değişmeyen kafa onların yenilerini yaratmaz mı?

6. O kadar duyarlı idiler de MEB’in okullar için bastırttığı küfürlü bilmeceler için neden seslerini çıkarmadılar?

7. Türkçeyi unutturan MEB’i hiç uyardılar mı?

8. Bakalım sırada hangi ‘kara-karar’ , ufukta hangi ‘kara-haber’ var?

Yurtiçindeki eğitim, test sınavlarıyla ‘ezber’ e bağlanırken, bir de ne görelim! Yurtdışında nesi Türk olduğu pek belirsiz Türk okulları açılmış, üstelik Türkiye’de kazanılan paralarla (3) dünyanın dört bir yanına yayılan o okullarda öğretim Türkçe değil, İngilizce imiş. Bir ders ile Türkçe de öğretiliyormuş. Şu işe bakın! Bunu hangi bilen Türkler niçin yürütüyor, nasıl denetliyor?

1982’de YÖK kurularak bütün yüksekokulların üniversitelere bağlanması yükseköğretimi yönetilemez, eğitim-öğretimi evrilemez duruma soktu. Türkçe karşısında en büyük son engeli de acaba YÖK ile ÜAK mi yarattı? Nasıl mı? Yabancı dilde yükseköğretimi genişleterek, öğretim üyeliğine yükselmede yabancı dille yapılan yayınlara Türkçe yayınlardan daha fazla puan vererek, yüksek lisans ve doktora tezlerinin devlet dili dışında bir yabancı dilde yazılmasını onaylayarak getirilen ‘yurtdışında yayın yapma’ koşulu ile bilimselliğin ölçülmesini Batı’daki dergi yayın kurullarına bırakarak, alan Türkçesini öğretim dışı kılarak, İngilizce 25 kişilik sınıflarda öğretilirken genel Türkçenin 50-400 kişilik sınıflarda öğretimine göz yumarak.

Kimse kimseyi kandırmasın! Harf Devrimi olmasaydı, İngilizce çoktan devlet dili seçtirilmişti. Dil Devrimi yapılmasaydı, okulların hepsinde öğretim İngilizce ile verdirtilecekti. Plan tutmadı ise de, 1952’de Maarif Kolejleri ile ODTÜ açılışı bir de bu gözle irdelenmeli. İÜ ile DTCF’de kimi karşıdevrimci Türkoloji egemenleri de -bilmeden mi desem- onlara büyük katkı sağladı. Çarşıya, sahil yerleşimlerine, turistik işletmelere bir bakın. Ortaçağın ‘Tanrı Devleti’ ni Ortadoğu’da kurabileceğini sananları bir dinleyin. Suyun başını kimler tutmuş, önce bir görün. Bütün engellemelere karşın gene de yolun üçte birini yürüdüler mi? Bugünün gençleri pek anlayamasa da 1950’den beri ezim ezim eziliyor, parça parça satılıyoruz. BOP’lu, YOP’Iu dil bayramına yazık olsun!

Prof. Dr. Ömer DEMİRCAN Okan Üniversitesi

(1) BOP: Büyük Ortadoğu Projesi. YOP: Yeni Ortadoğu Projesi.

(2) Kırsal kesimde de 3844 halk odası kapatıldı.

(3) Nurettin Veren 26/27.06.06, Kanal Türk.