Yedinci Gün Romanında Dikkat Çeken Yazım ve Dil Özellikleri ve…

Ancak yazarın şu yargısını anlayamadım: “… meselesizbir romandır hatta meselesini gizleyen bir romandır Yedinci Gün.” Ömer Erdem’in son cümlesi: “Okurlar ne bekliyorlardı bilmiyorum ama ben bir romancıdan daha çok dünya ve insan beklerim. Maket ve mühendislik değil.”20 Eylül 2012 tarihli Cumhuriyet Kitap’ta Metin Celâl’in yazı başlığı: “Yedinci Gün”.Yaptığı özetlemeden, romanı dikkatli okumadığı anlaşılıyor. İttihatçılara yönelikeleştirileri “oldukça ağır” buluyor. İdris Amil Zula’nın başına gelenlerin, “Cumhuriyet’inilk yıllarındaki ortam hakkında derin bir eleştiri olarak okunabileceğini belirtiyor. Muhterislere sadaka olarak verilen kusurlardan Metin Celâl de söz ediyor ve “…dizginlenemeyen mizahi anlatımıyla Anar’ın anlatıyı iyice koyverdiğini söyleyebilmesine rağmen, yazısını şöyle bitiriyor: “‘Muhteris’ olsak da kusur aramıyoruz çünkü biz detüm okurları gibi İhsan Oktay’ın eserlerini oldukları gibi seviyoruz.” Metin Celâl’in aynı cümlede hem “tüm okurları gibi” hem de “biz” diyebilmesi çok tuhaf. Sonuç“Kostantiniye fethedildikten sonra Ayasofya bir cemaat bulmuş, ama Filosofya bulamamıştı.” (s. 27) Bu cümleyi nasıl anlamalıyız? “Filosofya” Ayasofya’nınbulamadığı bir nesne mi, cemaat bulamayan bir özne mi? İkisi de olabilir mi? Olabilir görünüyor. Ne olursa olsun, Yedinci Gün’ün cemaate ilişkin verileri, filosofyaya ilişkin iddialarından daha sevimli ve sıcak göründü bana.

İbrahim Demirci’nin Türk Dili dergisindeki yazısından alınmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir