Gazete mi, Gaz – Ata mı?

Gazete, politika, ekonomi, etkin (kültür) ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için, yorumlu ya da yorumsuz, her gün ya da belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın araçlarından birisidir. İyisi , salt günlük heyecan yaratan konulara takıp kalmaz, sağlıklı kamuoyu yaratmakla öz görevlidir. Yorumunda, tutumunda nesneldir.

1- Araştırma, incelemeye dayalı kanıtlarla gerçekliğine inandıklarını okurlarına aktarır.
2- Yalnız bir çevrede değil, dünyada olup bitenlerden haberli kılar okurunu.
3- Olayları izler ve sunarken bayağılıktan kaçınır; kendi saygınlığını korur, okura , olaya konu olan kişilere de doğru, saygın yaklaşır, incelikten uzaklaşmaz.
4- Her yaş ve kesimdeki insana ulaşmayı amaçlar.
5- Haberini, görüşünü, yorumunu verirken belli çıkar ve siyasi bölüklerinin yedeğine düşmekten kaçınır.
6- Gazete halk içindir, halkı yönlendirmeye değil, aydınlatmaya, bilinçlendirmeye çalışır. Kimi zaman atlamışsa, yanlışını düzeltmekten, eksikliğinin faturasını ödemekten kaçınmaz.
7- Gazete kimsenin yanında yedeğinde değildir, gerçeklerden yanadır. Kamu yararını gözetir. Aşağı yukarı böyle saptamış gazeteciliğin ilkelerini, 5 Mart l935’te Eguene Mayer.
Gazeteci evrensel, ulusal değerlerini zedelemekten kaçınır, bunları eleştiriyorsa açılım getirmek, o değerlere katkıda bulunmak için yapar bu işi.

Gazete, ulusunun anadiliyle düşünce, görüş alışverişinde bulunur. Okurlarının anlayabileceği bir dille sunar iletisini. Bilimsel, düşünsel olanın dışında, gazetenin dili, bilim, ekin dilinden çok, ortalama bir dildir. Sokağın sıcak, içten dilini, ekin, bilim diliyle emiştirerek verir iletisini. Böylece halkın boyutu dar dilini, daha yukarıya çekmeye çalışır, dil sevgisini, dil bilincini geliştirir, ana dilinin kullanımına açılım getirir. İyi bir gazete, dil eğitmenidir de…
Bizim gazeteleri, elinize aldığınızda şaşırıyorsunuz

Sanki halk yok, kamu yararı önemsiz. Salt özel çıkar, siyasal, yozutuk eğlence çevreleri var. Gazetecilik bir kamu kurumu değil de, tecimsel şirketmiş gibi. Halk bir sürüdür; birilerinin çıkarına sağılacaktır ancak. İnsanlar nesnedir, gazeteci onları istediği gibi kullanır. İnsanların özel yaşamı, onuru hesaba katılmaz. Saygıdan uzak. Bu konularda özenlileri olsa da genelinde görülüyor bu savrukluk, özensizlik. Kimilerini okurken bunlar, sırtını dayadıkları anamalın ağzından mı konuşuyorlar hep, edim ve tutumlarını kimi siyasal çevrelere göre ayarlamaktan kurtulamıyorlar mı, bizim için mi, yabancıların yedeğinde, etkisinde mi kuşkusuna düşüyorsunuz.
Hele anadili, hak getire

· “Taryy amazing” Bir gazetenin ana başlığı (sürmanşeti) bu. Türkiye’nin ekonomik denetimine gelen bir IMF yetkilisi söylemiş. Ekonomik önlemlerin çok etkileyici, olağanüstü olduğu anlamındaymış. Kepenklerini kapatmak zorunda kalan, siftah etmeyen kişilerle, işinden atılmışlarla alay etmenin ötesinde, anadiline saygısızlıktan başka nedir böylesi?

· “he’s jolyy good fellow”. Bu da yılların gazetesinin yazı başlığı. “o, efendiden iyi bir adamdır” demekmiş. Türkçe’nin bu anlamı verme gücü yok mu? Hiç olmazsa yazı içinde kullanıp, ayraç içinde Türkçe’sini veremez miydiniz? Saygın gazetelerimizi de yabancı dil tutkusuna kapılmaları, ürkü veriyor insana.

· “Biraz egzajere ediyor.” Bir şarkıcı, başka bir şarkıcı için söylemiş bunu. Ezginin tınısı, biçemi ya da yorumunda anlaşamıyorlarmış da. Ehh, onlar da Fransızca dil kıracaklar, başkalarından geri kalmayacaklar öyle ya!

· Tesettürde “In & Out”

– Pantolon etek in, pantolon out.

– Spor ayakkabı ve sandalet in, kapalı yüksek ökçeli ayakkabı out.

– Halhal takmak için çorap giymek out.

– Üçlü takım in, pardösü out.

– Etol takmak in, İtalyan eşarp out.

– Uzun ceket in, kısa pardösü out.

– Spor giysiler in, klasik takımlar out.

– Geniş kesimli etek in, dar kesimli out.

– Kısa ceket in, kısa gömlek out.

– Uzun ceket altına geniş dubleli pantolon in, dar kesimli pantolon out.

– Kırmızı ve krem renkli ayakkabı in, siyah out.

– Soyut desenli baş örtüleri in, çiçek desenli baş örtü out.

– Göz farı in, sürme out.

Şeriat yanlısı gazetelerden birisi, sözüm ona giyimi çağcıla uyarlama önerisinde bulunmuş, ötekisi karşı çıkmış, görüş / kalem kavgasına girmişler, bunu aktarıyor, çağcıl bir gazete, haber olarak. Biraz da sevinçli mi ne şeriatçılar çözülüyor, araları açılıyor diye?
Anlayamıyorum, insanların giyimi için, böylesine kesin sınırlar getirilmesini. Sözlü düşünüşten yazılı düşünüşe ulaşamamışız tamı tamına. O nedenle tam olarak ekinleşip uluslaşamamışız, bilimi yakalayıp çağı aşamamışız. İnsanın dışını böylesine kapatırsanız, özgür düşünüşünün önüne, ne kütükler yuvarlasanız korkusunu yaşatıyorsunuz. Yapmayın! Örtüsüzlük, özgür tartışılarla açılımdan korkuyor musunuz? Yarasa mısınız, karanlıktan bir çıkarınız mı var?
Tesettür, Arapça ad. Örtünme, gizlenme, saklanma, kapanma anlamında. Şeriatçılar Türkçe giyim diyemiyorlar, çünkü onlar kapanma, gizlenme, saklanmayı severler, kadın karanlıkta kalsın isterler.

Din kardeşlerimiz, İngiliz’in “virgül ve” yerine kullandığı şu & imini kullandıklarında gavura özenmiş olmuyorlar mı dersiniz? Hoş çağcılımız da kullanıyor bunu. Haksızlık etmeyelim, din kardeşlerimiz, onlara imrenmişlerdir belki de.

İn’i out’u ayaktopu (futbol) terimi, birinin iç, ötesinin dış anlamına geldiğini sanıyordum. Hiç de öyle değilmiş, İngilizce’nin argo sözcüklerindenmiş: Beğendim/Beğenmedim, seviyorum/nefret ediyorum, sevimli/sevimsiz gibi anlamlarda kullanılıyormuş. İşe bakın siz, elin argo sözcüğünü ayaktopu terimi gibi kullanıyorsunuz, dilimizin içine sokuyoruz bir ur gibi. Çok çok, köküne kadar seveyim(!) sizin anadil bilincinizi e mi?

Ulusların ölmezliği, kimliğini koruyuşu anadilinden: dilin ölmezliği, ulusun anadiline titizliğindendir. Dillerini yitiren ulusların ekinleri kağşar, aralarındaki duygu, düşünce, özlem, dünyaya bakışın ortak paydası çözülür, o ulus, tarihin karanlığına gömülür.

Anlıyor musunuz şimdi? Ulusal Kurtuluş Savaşı üstüne temellenen aydınlanma doğrultumuzun, niçin saptırıldığını, üç kuruş için IMF kapılarında dilenişimizin nedenini?

Taşından, kuşundan, en kuytudaki insanına, her şeyine seviyorum bu ülkeyi, onun özdeksel, tinsel varlıklarını, yaratılarını. Hiç kimseyi aşağılamak, karalamak değil amacım. Sizler de seviyorsunuz bu ülkeyi. Anadilimiz, ulusal varlığımızın omurgasıdır. Odur, tarihin derinliklerinden bugüne, bizi taşıyan. Bu yazıda sert yakınılar varsa, iğneli dil kullanılmışsa, bizim düşünüşümüzün aynası dilimizde, birbirimizin aydınlık yüzlerine sevgiyle bakalım diyedir.

Osman Bolulu
Türk Dili Dergisi – Sayı:88
http://www.turkdilidergisi.com/88/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir